ÜYE GİRİŞİ
 

 
 
 
 
 
 
 
  BAĞLANTILAR
 
 
 
 
 
 
 
 
TEBEOS
 
 


 
 
 
 
 
39. Dönem 3. Bölgelerarası Toplantısı Samsun’da Oda Başkanımızın Konuşması hk
 
 

TEB Merkez Heyetinin saygı değer üyeleri ve Başkanı, denetleme ve haysiyet kurulunun değerli üye ve başkanları, çok kıymetli oda başkanlarım ve yöneticileri ve değerli meslektaşlarım, hepinizi 34. Bölge Aksaray-Kırşehir eczacı odası adına saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Samsun eczacı odamızın değerli başkan ve yöneticilerine misafirperverliklerinden dolayı da ayrıca teşekkür ediyorum.

Eczacılık camiasının maalesef sıkıntıları hiç bitmiyor hatta katlanarak devam ediyor. Dertleri tüketelim derken, dert üstüne dert ekleniyor. Sürekli dile getirdiğimiz ve çözüme kavuşturamadığımız sorunları artık kabullendik. Değiştirmek içinde çok bir çaba sarf etmiyoruz.

Ancak bizi bekleyen yeni sıkıntılarımız pekte kabullenilecek gibi değil. Bunları kabul etmemiz serbest eczacığın sonu ve devlet tekelinde bir eczacılık sistemi ile zincir eczane sistemine hoş geldin demekten başka bir şey olmaz.

Nedir bunlar 20 temmuz itibariyle elimizden çalınan kanser ilaçları ve ilaç fiyat karar namesinin 7. Maddesidir. Bunlar bizim nabzımızı yoklamak için, refleksimizi ölçmek için ilk adımlardır. Bizim aldığımız karar ve göstermiş olduğumuz tepkiler neticesinde bunların devamı ya gelecek ya gelmeyecektir. Birlik ve beraberliğimiz içerisinde tek yumruk olarak, bunlara gerekli cevabı vermemiz gerektiğine inanmaktayım. Önümüzde bizi bekleyen bir protokol sürecimiz var.

Öncelikle bu süreçte Türk Eczacıları Birliği Merkez Heyetini, bizlerin, yani Oda Başkan ve Yöneticilerinin istediği, özlediği ve umut ettiği katılımcı, şeffaf bir yönetim anlayışını benimsedikleri için ayrıca kutluyorum.

Protokol sürecine biz odalarında aktif bir şekilde katılımı[ Çalıştay, komisyon ve başkanlar danışma] ile cidden ortaya güzel bir taslak çıkmasına vesile olmuştur. Şimdi de protokol görüşmelerini hiç değilse bu taslaktaki eczane ekonomileri ve mesleki etikle alakalı maddelerden taviz vermeden tamamlamak, en büyük temennimizdir.

Geçtiğimiz aylarda, Türk Eczacıları Birliği Genel Sekreteri Ecz. Harun KIZILAY ve TEB Merkez Heyeti Üyesi Sn.Ahmet Özçavuşoğlu, Aksaray’ı ziyaret etti. Kırşehir İl Temsilciliğimizin açılışında Sayın TEB Başkanı Ecz. Erdoğan Çolak ve merkez heyetinin değerli üyeleri, çok kıymetli oda başkanlarımız ve yöneticileri ile Kırşehir de buluştuk. Ziyaretleri gerçekleştiren ve bizleri onurlandıran tüm katılımcılara huzurunuzda teşekkür ediyorum. Bu ziyaretlerle, Türk Eczacıları Birliği ile üyelerimiz buluşmuştur. Bu buluşmada karşılıklı görüş alış verişinde bulunulmuştur. Bu buluşmalar hem bizler için, hem de üyelerimiz için çok verimli geçmiştir. Teşekkür ediyoruz.

Yönetim Kurulu olarak bu söyleşilerde sorulan soruları not ettik. Her iki toplantıda da majör sorular belirledik. Bu soruların ardından salonun tepkisini de kayıt altına aldık ve her iki toplantıda da öne çıkan en önemli sorular; eczane ekonomileri, mesleğini devam ettirememe ile karşı karşıya kalma ve bize yapışıp kalan muayene ücretleriydi. Ne yapabiliriz diye düşündük ve tartıştık.

Biz 34. Bölge Aksaray-Kırşehir Eczacı odası yönetimi olarak bu kez anket yapmadan geldik

Bu kez de meslektaşlarımızın nabzını tutarak, bazı önerilerle geldik. Bu konuda da endüstri Mühendisi Sayın Mehmet Sarıca’dan yardım aldık ona da buradan teşekkür ediyoruz.

Nedir bu önerilerimiz?

1- Yurt dışı ilaç biriminin uygulaması ile ilgili bir önerimiz var

2- Hayata geçirildiği takdir de Eczane ekonomileri üzerinde önemli katkısı olacak bir öneri sunmak istiyoruz.

1- TEB Merkez Heyetine 18/06/2015 tarihin de yazılı olarak bir öneri vermiştik. Bu öneri yurt dışı ilaçlarının tedariki üzerine bir uygulama önerisiydi. Şöyle ki, yurt dışı ilaç birimine gönderilen belgelerde mutlaka bir hata oluyor ve çoğu zaman belgeler geri gönderiliyor. Bu hem hastanın mağduriyetine, hem TEB’ in kargo ücreti ödemesine hem de eczacı hasta ilişkisinde

gerginliklere sebep oluyor.

Biz diyoruz ki

Öncelikle ilgili evraklar teknolojinin yardımıyla [mail,whatshap v.s] oluşturulan ön kontrol birimine gönderilmeli.

Birim, reçetelerin uygunluğunu kontrol edip, eğer sorun varsa yine mail v.s.yardımıyla eksikler eczacıya bildirilmelidir. Eğer sorun yoksa bir protokol numarası verilmeli ve farmainbox’a girilen reçete ve ekleri o protokol numarasıyla Türk Eczacıları Birliği Yurt Dışı Birimine kargo ile gönderilmelidir.

Bu uygulama ile gereksiz kargo ücretinin önüne geçebiliriz. Hastanın ilaca ulaşma süresini kısaltabiliriz. Verilecek protokol bilgileriyle önceden sanal ortamda kontrol edilen reçetelerin kontrol işlemi çok kısa sürecektir. Hasta ile bir aracı pozisyonundaki eczacının karşı karşıya gelmesi önlenecektir.

Bu uygulamanın dezavantajları yok mudur? Mutlaka vardır. Örneğin, her eczacı JPG. Dosyası taramasını yapamayabilir veya bir tarayıcısı olmayabilir. Fakat bu uygulamayla eczacıların yeni teknolojiye entegrasyonu hızlanabilir.

Değerli meslektaşlarım biz yurt dışı ilaç biriminin verimli bir şekilde çalışması için böyle bir öneride bulunuyoruz. Teb merkez heyetinin bu önerimizi dikkate alarak hayata geçirmesini temenni ediyoruz.

p> 2- Önerimizi çok önemsiyoruz. Şöyle ki;

Slayt

Çok kıymetli meslektaşlarım yüce önder Mustafa kemal ATATÜRK’ÜN milli mücadeleye başladığı şehir olan Samsun’da bulunmamızı da bir tevafuk olarak görüyorum.

tatürk, Ankara Halkevi’nde yaptığı bir konuşmasında, 19 Mayıs 1919 gününü ve Gençlik Marşı’nın tarihsel anlamını şu sözlerle değerlendirmişti:

“Ben 1919 senesi Mayıs’ı içinde Samsun’a çıktığım gün, elimde hiç bir maddi kuvvet yoktu. Yalnız Büyük Türk Milleti’nin asaletinden doğan ve benim vicdanımı dolduran yüksek ve manevi bir kuvvet vardı. İşte ben bu ulusal kuvvete, Türk milleti ne güvenerek işe başladım. Samsun’dan Anadolu içlerine kırık bir otomobille gidiyordum... O kırık otomobil Anadolu içlerinde ilerlerken ben daima düşünür ve yaverime “”Dağ Başını Duman Almış”” marşını söyletirdim. Ben Türk ufuklarından bir gün behemahal bir güneş doğacağına, bunun hareket ve kuvvetinin bizi ısıtacağına, bundan bize bir güç çıkacağına o kadar emindim ki, bunu âdeta gözlerimle görüyordum. O marşı okutup tekrar ettirmekteki maksadım, Türk’ün bu güneşi doğunca, muvaffak olacağını anlatmaktı.”” Atatürk’’ün Söylev ve Demeçleri, C.II, s.284.

Bizlerde artık ölü toprağımızı üzerimizden atıp, Mesleki mücadelemize top yekün olarak başlamalıyız.

“Dağ başını duman almış” demeliyiz.

Sözlerime son verirken bu vatan için canlarını ortaya koyan başta büyük kumadan Mustafa Kemal ATATÜRK ve silah arkadaşlarına ALLAH’TAN rahmet diliyorum. Ruhları şad, mekânları cennet olsun.

Sevgi ve selamlar

 
 
 
 
Haber okuma sayısı: 2053
 
 
 
 

 

  BAŞKANDAN